“Evim şirketlerinin” ekonomideki yeri ve geleceği
-
Neden yazdım?
BDDK’nın 28 Nisan tarihli basın açıklaması üzerine, yüzbinlerce aile bugünlerde “evim” şirketlerini konuşuyor.
BDDK basın açıklamasında, 7.4.2021 tarihinde müracaat eden 35 şirketten altısının yasal faaliyet izni sürecine alındığını duyurdu.
2009 yılından 2021 yılı ortalarına kadar, “evim” şirketlerinin amiral gemisi Eminevim’de “Yönetim Danışmanı”, “İç Kontrol ve Denetim Başkanı” sıfatı ile görev yaptım.
Merhum Emin Üstün’ün görevlendirmesi ile, BDDK düzenleme çalışmalarının her aşamasında aktif olarak yer aldım. Sektörün yasal bir düzene kavuşması ve Eminevim’in sisteme hazırlanmasına dönük çalışmalarda önemli katkılar sundum.
Karar Gazetesi‘ndeki yazımda bu konudaki genel bilgileri paylaştım.
Sosyal sorumluluğumu yerine getirmek için, bu yazı ile bu süreçteki deneyimlerimi, gözlemlerimi ve önerilerimi detaylı olarak kamuoyu ile paylaşıyorum.
-
Evim sistemlerinin yasal süreçleriyle ilgilenme görevim
Emin Üstün Bey’le 2018 yılında tanıştım. 2019 yılında Eminevim’in “Finansal ve Kurumsal” yapısını inceleyerek Emin Bey’e bir rapor sundum. Emin Bey, raporda önerdiğim konuların hayata geçirilmesi için yardımcı olmamı istedi.

Eminevim’de 1994 yılından beri Hukuk Müşaviri olarak hizmet veren İsmail Tuğrul’la şirkette tanıştık. Emin Bey yasal süreçlerle ilgili konularda İsmail Bey’le birlikte ilgilenmemizi istiyordu. İsmail Bey hukuki konularda, ben teknik ve finansal konularda sorumluluk aldım. Etkin bir eşgüdüm içinde çalıştığımız için, bu yazıda anlatacağım her konuda İsmail Bey’in bilgisi ve tanıklığı bulunmaktadır.
-
Tasarrufa dayalı finansman sistemi ve “evim” şirketlerinin ekonomideki yeri
- Sistemin en önemli ekonomik girdisi tasarrufları teşvik etmesidir
Yasal düzenleme öncesinde “elbirliği” sistemi olarak bilinen uygulamanın öne çıkan en önemli özelliği sistemin tasarrufa dayalı olmasıdır. Sistem bireysel ve toplu tasarruf yoluyla katılımcıları ev veya otomobil sahibi yapmakta, tasarruf kültürüne önemli bir katkı sunmaktadır.
Kanun teklifi gerekçesinde bu durum şöyle açıklanmaktadır:
Ülkemizde istikrarlı ve uzun dönemli bir büyüme performansı yakalanabilmesi için yurt içi tasarruflar kilit rol oynamaktadır. Genel olarak bakıldığında, kamu ve özel sektör tasarruflarını da içeren ülkemiz toplam tasarruf düzeyi, gelişmekte ve hatta gelişmiş birçok ülkenin üzerindedir. Ancak hane halkı tasarruf oranlarımız görece düşük seviyede seyretmeye devam etmektedir. Bu durum nedeniyle özellikle bireyler için tasarrufları arttırıcı tedbir ve uygulamalar daha da önemli hale gelmiştir. Hane halkı tasarruflarının arttırılması için öncelikle kişilerin kendilerini finansal açıdan güvence altında hissedecekleri uygun tasarruf ürünlerinin bulunması gerekmektedir.
Dünyada yaygın olarak kullanılan diğer bir sözleşmeye dayalı tasarruf sistemi birikim dönemi sonrası katılımcıların belirli konularda finansman hakkı elde ettiği modeldir. Dönüşümlü kredi tasarruf birlikleri (Rotating Saving and Credit Associations – RoSCA), konut tasarruf planları (Housing Saving Plans) veya yapı tasarrufu birlikleri (Bausparen, Epargne Logement, Building Societies, Savings and Loans Associations) bu tür sistemlere örnek gösterilebilir. Almanya başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde uygulanan yapı tasarrufu sistemi; genç hane halklarının daha fazla tasarruf etmesini özendirme, dar gelirli kesimlerin konut finansmanına ulaşmasına yardımcı olma ve yüksek ve istikrarlı tasarruf oranlarına kavuşulmasına katkı sağlama bakımından yakalamış olduğu başarı ile öne çıkmaktadır.
- Sistemin ekonomik potansiyeli tahminlerin çok üstündedir
Almanya’da başarıyla uygulanan Bausparkasse (Yapı Tasarruf Sandığı) sistemi konut kredi piyasasının yaklaşık %20’sini karşılamaktadır.
Yasal düzenleme görüşmelerinde, BDDK’dan 2017 yılında alınan bilgiye göre: Almanya’da 21 adet Bausparkasse (Yapı Tasarruf Sandığı) firması toplam 7,5 milyon müşteri, 8,5 milyon adet kontrat, 286 Milyar Euro toplam ciro ile Alman konut kredisi piyasasının % 19,1’ine karşılamaktadır. Sektörün Türkiye’deki payının tahminen %1’i bile bulmadığı dikkate alınırsa çok büyük bir potansiyel olduğu görülmektedir.
Almanya’daki sistemin işleyişi ile Türkiye’de uygulanan sistem arasında iki temel fark bulunmaktadır:
Alman sistemi faiz mantığı ile yürütülürken Türkiye’deki sistem yardımlaşma ve dayanışma esasına dayanmaktadır.
Diğer önemli fark: Alman sistemi devlet desteğine sahipken Türkiye’de (yasalaşma sürecinden sonra da) devlet desteği bulunmamaktadır.
- Sistem dayanışma ve yardımlaşma kültürünün yaşatılmasına katkı sağlamaktadır
Sistemin özgün bir diğer özelliği de dayanışma ve yardımlaşma kültürünün yaşatılmasıdır. Katılımcılar, kendileri hemen ev veya otomobil sahibi olmasalar da fonda biriken kaynaklarla başka kişilerin hayallerine kavuştuğunu bilmekte ve bu bilinç toplumsal dayanışma ruhunu beslemektedir.
- Sistem, faizsiz alternatif bir finansman modeli sunmaktadır
Katılımcıların tercihlerinde etkili olan bir diğer faktör de sistemin faizsiz esasa dayandırılmış olmasıdır. Toplumda faizli işlemlerden kaçınmak isteyen önemli bir kesim olduğunu biliyoruz. Öyle ki hassasiyet derecesi yüksek olan bazı kişiler katılım bankalarının kâr payına dayalı kredi sistemine de sıcak bakmamaktadır. Bu sistem faizden kaçınmak isteyen ve faiz duyarlılığı yüksek olan kişilere alternatif bir çıkış yolu sunarak, ekonomik faaliyetlere katılımlarını sağlamaktadır.
- Sistem bankadan kredi alamayacak kadar kredibilitesi düşük kesimlere de konut veya oto edinme imkânı sunmaktadır.
-
Sistemin regülasyon ve denetiminden sorumlu olacak resmi kurum ihtiyacı
Altın gününden esinlenilerek, “Elbirliği Sistemi” olarak tanımlanan sistemde, 2016 yılına kadar sadece Eminevim ve Fuzulev şirketleri hizmet veriyordu.
Faaliyet alanıyla ilgili olarak her yönüyle muhatap alınacak resmi bir kurum yoktu. Yapılan bir müracaat üzerine, BDDK uygulanan sistemi incelemiş ancak faaliyetlerin kendi sorumluluk alanına girmediğine karar vermişti.
Yasal bir boşluk olduğunu görülüyordu. Yasal boşluğun giderilmesi için, Emin Bey’in görevlendirmesi ile, Ticaret Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunuldu. İsmail Bey, Bakan’ın bilgisi dahilinde, Müsteşar’la ve üst düzey bürokratlarla görüştü. Düzenleme ihtiyacını onlar da kabul ediyordu. Yasal düzenlemenin, Tüketiciyi Koruma Kanunu’nda yapılacak değişiklikle birlikte yapılması düşünülüyordu. Bürokratlarla bir seri görüşmeler yapıldı. Ancak, bürokratlar sektörde sadece iki firma olmasından dolayı tereddüt yaşıyorlardı. “Şirkete özel düzenleme yapılamayacağı” gerekçesi ile bu girişimlerden sonuç alınamadı.
-
Fıkhi görüş ihtiyacı
Elbirliği sistemi, finansal olarak, bankalar gibi faize değil, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmaya dayanıyor. Özellikle faize karşı duyarlılığı olan kişiler sistemi tercih ediyor. Ancak faiz hassasiyeti olanlar fıkhi görüş istiyorlar. Bu taleplere bağlı olarak, 2015 yılında İsmail Tuğrul Bey’le birlikte, Türkiye’nin en saygın fıkıhçılarından oluşan bir fıkıh kurulu oluşturduk. Bu kurulla uzun soluklu bir çalışma yürüttük. Hocalara sistemi tanıttık. Bu amaçla kurum içi çalıştaylar yaptık. Hocaların ihtiyacı olan bilgi ve belgeleri temin ettik. Çalışmalar güzel sonuçlar verdi. Sistemi özetleyen ve fıkhi yönden analiz eden bir kitap ortaya çıktı. Emin Bey kitap için bir önsöz yazdı. Baskı için bandrol bile alındı. Baskı aşamasına gelinmişti ki Emin Bey vefat edince kitabın basım işi de gerçekleşmedi.
-
BDDK uzmanlarının Elbirliği sistemini incelemesi.
Fıkıh kurulu ile çalışmaları yürütürken 2015 yılının sonlarına doğru BDDK’dan da uzman bürokratlar gelerek Eminevim’de elbirliği sistemini inceleyeceklerini söylediler. Uzmanlara şirkette bir ofis tahsis ettik ve sistemin tüm datalarına erişebilmelerini sağladık. Çalışmalarına her türlü desteği verdik. Tespitleriyle ilgili müzakereler yaptık.
BDDK, tasarrufları arttıracak ve faizsiz finansman piyasasını geliştirecek modeller üzerinde duruyordu. Faizsiz finansman alanında alternatif bir model bulunması amacıyla bizimle çalıştılar. Bu çalışmalarda, zaman zaman Almanya’da yaygın olan Bausparkasse sistemine de atıfta bulunuyorlardı.
Uzmanları fıkıh kurulu ile de görüştürdük. BDDK uzmanları ve fıkıh kurulu görüş teatisinde bulunuyorlardı.
Bu süreçte 2016 yılı başında Birevim şirketi kurularak sektöre üçüncü şirket katılmış oldu.
BDDK uzmanları, bildiğim kadarıyla, Eminevim’den sonra Fuzulev ve Birevim’de de bir süre çalıştılar.
-
Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finansman Çalıştayı
Çalışmalarından sonra BDDK, 03.03.2016’a Sakarya Üniversitesi ile birlikte “Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finansman Çalıştayı” organize etti. Eminevim fıkıh kurulundaki hocalar Çalıştay’da tebliğ sundu. Elbirliği sistemi tüm yönleriyle ilk kez akademik ve kamuya açık bir platformda tartışmaya açıldı.
-
Evim şirketlerinin çoğalması
Uzun çalışmalardan sonra ancak 11 Şubat 2021 tarihinde, “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM’ne sunuldu. Teklif 7.3.2021 tarihinde kanunlaşarak yürürlüğe girdi.
2016 yılında, yeni kurulmuş Birevim ile birlikte şirket sayısı üçe çıkmıştı. Mevzuat boşluğu olduğu için, sektöre karşı ilgi duyan herkes şirket kurmaya başladı. 2018 yılından başlayarak, Kanun’un yayınlandığı 07.03.2021 tarihine kadar şirketlerin sayısı hızla çoğalarak 35’e çıktı. Yasal düzenleme sonrasında, kurulan şirketlerden sadece altı tanesi faaliyet izni sürecine girmeye hak kazandı. Diğer şirketlere kayıt olan vatandaşlar doğal olarak mağduriyet yaşadılar. Mağduriyetlerin en az hasarla atlatılmasını temenni ediyoruz.
-
BDDK’nın sektör takibi ve yasalaşma süreci
2017 yılından başlamak üzere, BDDK, faaliyet gösteren şirketlerden zaman zaman raporlar talep etmeye başladı.
BDDK, 2020 Ocak ayında sektördeki şirketlerin bağımsız dış denetim firmalarından özel bir denetim raporu almalarını istedi. Bağımsız denetim raporlamasıyla birlikte süreç hızlandı. 2020 Mayıs ayından itibaren evim şirketlerinden düzenli raporlar istenmeye başlandı.
11 Şubat 2021 tarihinde, “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM’ne sunuldu. Teklif 7.3.2021 tarihinde kanunlaşarak yürürlüğe girdi.
7 Nisan 2021 tarihinde faaliyet izni için 35 şirket başvuru yaptı. 2 Temmuz 2021 tarihinde 21 şirket için BDDK tasfiye süreci başlattı. Sekiz şirkette kendi istekleriyle tasfiye sürecine girdi. Kalan 6 şirket üzerinde yapılan incelemeler tamamlanarak 28 Nisan 2022 tarihinde altı şirketin faaliyet izni süreci başlatıldı.
-
Tasarruf finansman şirketlerinin ve sektörün mevcut durumu
Şu anda altı adet şirketin faaliyet izni süreci başlatılmıştır. Şirketlerin tamamının faaliyet izinlerini almalarını bekliyoruz.
Almanya’da 21 adet yapı tasarruf sandığı olduğu dikkate alındığında bu şirketlere yenilerinin eklenmesi beklenmelidir.
Tasarruf finansman sektörünün avantajları ve fırsatları olduğu gibi, dezavantajları ve riskleri de bulunmaktadır.
10.1. Sektörün avantajları ve fırsatları
- BDDK lisansı ve denetimleri sisteme güveni arttıracak, artan güven sektöre genişleme fırsatı sağlayacaktır.
- Batı ülkelerindeki (özellikle Almanya’daki) yapı tasarruf kurumlarının yapı sektöründen aldıkları paylarla kıyaslandığında, Türkiye’deki sistemin, sıra dışı büyüme potansiyeli bulunmaktadır.
- Bankalara nazaran sektörün hızlı aksiyon alabilme becerisi ve bürokratik prosedürlerin göreceli azlığı cazibeyi arttıracaktır.
- Sektörün pazarlama yöntemleri şubesiz (daha ekonomik) işlem yapma imkânı da sunmaktadır.
- Sektörün büyüme potansiyeli güçlü yabancı firmaların ve/veya ortakların sektöre girmesini sağlayabilir. Güçlü firmalar ve ortaklar rekabeti ve kaliteyi arttıracaktır.
- Sektör, Türkiye ekonomisinin temel dinamiklerinden inşaat sektörünün gelişmesine katkı sağlayacaktır.
- Sektör; sosyal devlet işlevinin yerine getirilmesinde, orta-alt gelir sahiplerinin konut sahibi olmasına katkı sağlamaktadır.
- Sektör, faizsiz finansal araçların gelişmesinin itici güçlerinden birisi olacaktır. Modelin geliştirilmesi ve modernleştirilmesiyle İslam dünyasına yeni bir model sunulmuş olacaktır.
- Bir diğer önemli sosyal fayda; plansız yaşamaya eğilimli muhafazakâr çevrelere, finansal tasarruf/planlama alışkanlığı kazandırarak, planlama kültürünün gelişmesine katkı sunulması olacaktır.
10.2. Sektörün dezavantajları ve riskleri
- Tasfiye sürecine giren şirketlerin kayıtlı katılımcılarının muhtemel mağduriyetleri sisteme duyulan güveni sarsabilecektir.
- Faktöring sistemine eklemlenerek düzenlendiği için, sektör Finansal Kurumlar Birliği’nde yeterince temsil edilmeyebilir. Sektördeki şirketler taleplerini ve ihtiyaçlarını kamuoyuna ve kamu kurumlarına iletmekte zorlanabilir.
- Yürürlüğe giren yasa, toplanan fonlar için devlet garantisi veya sigorta gibi bir güvence sağlamamaktadır.
- Mevcut şirketlerin kurumsallaşma seviyesinin yetersiz olması şirketlerin büyüme potansiyellerinin kullanılmamasına veya sağlıksız büyüme yol açabilir.
- Nitelikli personel ihtiyacı bulunmaktadır. Nitelikli personel eksikliği şirketlerin birbirlerinden personel transferini hızlandıracak, personel kaybeden şirketler operasyonel olarak güçlük çekebilecektir. İşgücü rekabeti ücretlerin doğal dengesini bozabilecektir.
- Zayıf oyuncuların finans döngüsünde, teslimatlarda sıkıntı yaşaması sektöre güveni zedeleyebilecektir.
- Ekonomik krizler ve siyasal istikrarsızlıklar tüm sektörleri etkilemekle beraber, bu sektörü daha fazla etkileyecektir. Özellikle dövizin tırmanma eğilimi içinde bulunduğu bugünlerde bu riskin daha da büyüme ihtimali vardır.
- Rekabet sebebiyle bankaların (özellikle katılım bankalarının) sektöre dönük olumsuz tutumları, siyasi nüfuzlarını sektörün aleyhine kullanma ihtimalleri sektörün açılımlarının önünde engel oluşturabilir. Katılım Bankası kökenli yöneticilerin tasarruf finans sistemi dinamiklerini içselleştirmekte zorlandıklarını gözlemliyor, bu tutumun sektörün gelişmesinin önünde engel oluşturacağı endişesini taşıyoruz.
- Yüksek enflasyonist dönemlerde, konut alma sırası gelen katılımcılar, hak kazandıkları finansman tutarı ile konut almakta zorlanabilirler.
10.3. İç kontrol ve iç denetim sistemi ile ilgili görüş ve öneriler
Tasarruf finansman şirketlerinin iç sistemleri ve bilgi sistemleri, “Faaliyet Esasları Hakkında” Yönetmeliğin 12. Maddesinde tanımlanmıştır. Maddede risk yönetimi, iç kontrol ve iç denetim sistemi “iç sistemler” ana başlığı altında ele alınmıştır.
Genel olarak yapılan tanımlamalara katıldığımı ifade etmek istiyorum. Ancak iç kontrol ve iç denetim tanımlarına açıklık getirilmesiyle ilgili görüşlerimi ilgililerin dikkatine sunuyorum.
İç kontrol faaliyetleri 12. maddenin yedinci bendinde şu şekilde tanımlanıyor:
“(7) Şirketler, faaliyetlerinin mevzuata, iç düzenlemelerine ve tasarruf finansman faaliyetinin mahiyetine uygun olarak yürütülmesini, muhasebe ve raporlama sisteminin bütünlüğünü, güvenilirliğini ve bilgilerin zamanında elde edilebilirliğini her seviyedeki personeli tarafından uyulacak ve uygulanacak sürekli kontrol faaliyetleri ile sağlamak üzere iç kontrol sistemi tesis etmek zorundadır. İç kontrol faaliyetleri yönetim kuruluna bağlı olarak çalışacak, şirketin faaliyet yapısı ve kapsamıyla uyumlu sayıda olmak üzere asgari bir kişiden oluşan ve münhasıran iç kontrol faaliyetleri ile iştigal eden iç kontrol personeli vasıtasıyla gerçekleştirilir. İç kontrol personeli tarafından, gerçekleştirilen iç kontrol faaliyetlerine ilişkin olarak Haziran ve Aralık sonu itibarıyla yılda iki kez yönetim kuruluna veya yönetim kurulunun belirleyeceği genel müdür dışındaki bir yönetim kurulu üyesine raporlama yapılır.”
Genellikle süreç içerisinde yer alan idari ve operasyonel kontrol faaliyetleri ile iç denetimin bir parçası olan iç kontroller karıştırılmaktadır. Bu ayrım yapılmadığı ve karıştırıldığı için iç kontrol birimi ihdas edilen kurumlarda; süreç yöneticileri ve birim yöneticileri kendilerinin yapmaları gereken asli kontrol sorumluluklarının azaldığını, kontrol sorumluluğunun iç kontrol birimlerine geçtiğini düşünmektedirler. Bu anlayış, açıkça söylenmemiş olsa bile, “sorumsuz yönetici” yaklaşımına yol açabilecektir. Oysa, yöneticilerin, yetki devretseler de sorumluluklarını devredemeyeceklerini biliyoruz. İhdas edilen iç kontrol birimleri süreç kontrollerinin ve idari kontrollerinin yerini alamaz, yapılmakta olan idari/operasyonel kontrollere ilave kontrol mekanizması getirir.
İdari/operasyonel kontroller, risk kontrol, iç kontrol ve iç denetim fonksiyonlarının içerikleri iç denetim mesleki uygulama çerçevelerinde yer alan üçlü savunma modelinde tanımlanmıştır. Bu tanımda risk kontrol ve iç kontrol faaliyetleri yönetim birimine, iç denetim yönetişim organına (Yönetim kurulu) bağlanmıştır. “Prensip 3” risk kontrol ve iç kontrol asli sorumluluğunun birinci hatta kaldığını, sorumlulukların devredilmediğini açıklamaktadır:
“İkinci hat rolleri yasa, yönetmelik ve kabul edilebilir etik davranışlara uyum, iç kontrol, bilgi ve teknoloji güvenliği, sürdürülebilirlik ve kalite güvencesi gibi belirli risk yönetimi amaçlarına odaklanabilir. Öte yandan, ikinci hat rolleri kurumsal risk yönetimi (ERM) gibi, risk yönetimine ilişkin daha geniş kapsamlı bir sorumluluğu içine alacak şekilde genişleyebilir. Bununla birlikte, risk yönetimi sorumluluğu birinci hat rollerinin bir parçası olmaya ve yönetimin kapsamı içinde yer almaya devam etmektedir.” Bakınız: https://www.tide.org.tr/file/documents/pdf/Three_Lines_Model_Turkish.pdf.
Yönetmeliğin yukarıda alıntıladığımız tanımında risk kontrol ve iç kontrol faaliyeti doğrudan yönetim kuruluna bağlanmıştır. Üçlü savunma hattında ise risk kontrol faaliyetleri yönetim kuruluna değil yönetime bağlıdır. Bu durumda; yönetmelikteki “iç kontrol” ve “risk kontrol” faaliyetleri yönetsel bağlılık itibariyle üçüncü savunma hattının, içerik itibariyle ise ikinci savunma hattının içine girmektedir. “Prensip 3” te tanımlandığı gibi, her iki durumda da risk kontrol ve iç kontrol faaliyetlerinin asli sorumluluğu birinci hatta (idari ve operasyonel yönetim birimlerinde) kalmaktadır.
Dikkat çekmek istediğimiz bir diğer konu: Yeni düzenleme ile Risk Komitesi öngörülmüş olsa da Denetim Komitesi öngörülmemiştir. Bizce Risk Komitesi’ne ilave olarak Denetim Komitesi de oluşturulmalıdır. Bazı şirketlerde bu iki komite ayrı ayrı kurulsa da aynı kişiler her iki komiteye üye olarak atanmaktadır. Risk yönetimi icrai bir görev olarak kabul edildiğinden Risk Komitesi’ne icrai görevi olanlar da atanabilir. Ancak icrai sorumluluğu olan kişilerin Denetim Komitesi’ne atanması, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkesini zedeleyeceği için, uluslararası denetim standartlarına aykırıdır. Atamalarda bu hususun dikkate alınması gerekir.
-
Kamusal destek ihtiyacı
Tasarruf finans kurumları tasarruf alışkanlıklarını ve sosyal dayanışmayı geliştirdiği için kamusal desteğe ihtiyaç vardır. Verilebilecek kamusal destekler aşağıda özetlenmiştir.
- Teşvik desteği: Almanya’da birikim tutarı üzerinden ve kişilerin özel durumlarına göre değişen destekler verilmektedir. Sektörün gelişmesi ve rekabet edebilmesi için, Türkiye’de de BES’te olduğu gibi, kamusal teşvikler sağlanmalıdır.
- Sektör faktöring şirketlerinin gölgesinde kalmaktan kurtarılmalıdır. Yukarıda açıklandığı gibi, sektörün faktöring sektörüne eklemlenmesi doğru olmamıştır. Güçlü faiz lobisi faizsiz esasa dayanan sektörü gölgede bırakabilir. Bu hatanın düzeltilmesi uzun vadede gündeme gelebilirse de kısa dönemde ikincil mevzuat düzenlemeleri ile kısmen telafi edici tedbirler alınabilir. Örneğin, Tasarruf Finansman Şirketleri Birliği, Faktöring şirketlerinin dışında ayrıca oluşturulabilir.
- Tasfiyeye giren şirketlerde, regülasyon öncesinde kayıt olmuş üyelerin mağduriyetleri mümkün olduğunca önlenmelidir.
- Nitelikli personel ihtiyacının giderilmesi için İş-Kur bünyesinde eğitim programları düzenlenebilir, mesleki ön lisans programlarında ve lisans programlarında seçmeli dersler konulabilir.
- Şirketlerin sahipleri, yönetim kurulu üyeleri, üst düzey yöneticileri, risk kontrol, iç kontrol ve denetimden sorumlu yöneticileri, denetlenmiş finansal tabloları ve katılımcıların karar vermelerinde etkili olacak diğer önemli bilgiler, “şeffaflık” ilkesine uygun olarak internet sitelerinde yayınlanmalıdır. Bu bilgilerden bir kısmı, faaliyet izni sürecinin tamamlanması beklenilmeden yayınlanmalıdır. Açıklanacak bilgiler sadece katılımcıları değil, sektördeki diğer firmaları da yakından ilgilendirmektedir. Şeffaf ve objektif olarak yayınlanacak veriler, şirketlerin performans değerlendirmeleri için faydalı olacaktır.
- Sektöre girecek yeni şirketlerin rekabet ihtimaline karşı korumacı refleksler verilmemeli, sektöre kalite ve nitelikli rekabet getirecek girişimciler sektöre girmekten endişe etmemelidir.
- Klasik fıkhi yaklaşımları tekrar eden ve hile-i şer’iyye tarzındaki yorumlar yerine, İslam’ın özüne uygun, çağdaş fıkhi çalışmalar yapılması teşvik edilmelidir. Bu amaçla İlahiyat Fakülteleri ile iş birliği yapılarak, konferanslar ve kongreler düzenlenmelidir.
- İkincil mevzuat düzenlemeleri ve denetimlerle şirketlerin kurumsal yapıları güçlendirilmeli ve şirketlerin süreklilik ve sürdürülebilirliğine engel olacak uygulamalar ve yaklaşımlar önlenmelidir.
- En önemli konulardan biri de sistemin BT altyapısının güçlendirilmesidir. Bu konuda şirketler teşvik edilmeli, proje desteği sağlanmalıdır.
- Birikmiş katılımcı fonları için, mevduatlara verilen güvenceye benzer kamusal sigortalar / güvenceler sağlanmalıdır.
- Kanun yürürlüğe girmeden önce faaliyet gösteren şirketlerin izin öncesinde edinmiş oldukları gayrimenkullerin likit varlıklara dönüştürülmesinde; şirketlerin mali yapılarının ve likit varlık dengelerinin bir arada gözetilmesine azami özen gösterilmelidir.
-
Şirket sahiplerinin ve yöneticilerinin sorumlulukları
Tasarruf Finansman şirketlerinin sıradan bir ticari şirket olmadığını biliyoruz. İnsanlar bu şirketlere yalnız birikimlerini değil, umutlarını ve hayallerini de emanet ediyorlar. Şirket sahipleri ve yöneticileri bu gerçeğin her an bilincinde olarak şirketlerini yönetmelidir. Şirket faaliyetleriyle ilgili bir karar verirken, verilecek kararın şirketin kazancını ve geleceğini nasıl etkileyeceğinin yanında, şirkete umutlarını bağlayan insanların hayallerinin verilecek karardan nasıl etkileneceğini de düşünmelidirler.
Sektör, şirket sahiplerinin ve yöneticilerinin bu bilince ve sorumluluğa sahipliğiyle doğru orantılı olarak başarılı olacak ve gelişecektir. Bu bilinçten uzaklaştıkça, şirketler geçici süre başarılı gözükseler de orta-uzun vadede başarısızlığa mahkûm olacaklar, kendileriyle beraber sektöre de zarar vereceklerdir.
Bu sebeple aşağıdaki görüşlerimizi ve tavsiyelerimizi, tanımladığımız sorumluluk bilincine sahip olan şirket sahiplerinin ve yöneticilerin bilgilerine sunuyoruz.
- Şirketin tek sahibi siz değilsiniz. Şirkete kayıt olan tüm katılımcıların, katılım payların oranında, şirkette hakları vardır. Kararlarınızda katılımcıların hak ve hukukunu da gözetmelisiniz.
- Şirketlerin kurumsallaşması en öncelikli gündem maddelerinden biridir.
- Şirketin kurumsallaşması yeterli değildir. Şirketle birlikte şirket- aile ilişkilerinin de kurumsallaşması gerekir. Uzlaşıya dayanan Aile Anayasası ile aile ilişkilerinin ve şirketin geleceği güvence altına alınmalıdır. Bozuk aile ilişkileri şirketi olumsuz etkilediği gibi, bozuk şirket işleri de aile ilişkilerini olumsuz etkiler. Aile-şirket ilişkilerinin kurumsallaşması için temel kural uzlaşmaya hazır olmaktır. Uzlaşmayı tercih edenler kısa dönemde zararlı gözükseler de uzun dönemde kazançlı çıkarlar. Uzlaşma yerine çatışmayı tercih edenler kısa dönemde kazançlı gözükseler de uzun dönemde zararlı çıkarlar.
- Şirketler, temel yönetim ilkeleri olan adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk ilkelerine uygun olarak yönetilmeli, kararlar istişare ile alınmalıdır.
Sonsöz
Tasarrufa dayalı finansman şirketlerinin gelişmesine ve yasal düzenlemeye kavuşmasına katkı veren az sayıdaki profesyonelden birisi olarak, süreçle ilgili gözlemlerimi, görüşlerimi ve önerilerimi paylaşmaya çalıştım. Hizmet ettiğim ve yasal uyum sürecine hazırlanmasında önemli katkı sunduğum Eminevim’le birlikte altı şirketin lisanslama aşamasına gelmiş olmasından dolayı gururluyum. Şirketlerin ve sektörün başarılı olmasını diliyorum. Başarılı oldukları takdirde gururuma mutluluk duygularım eklenecek.
Bu vesile ile bu süreçte birlikte çalıştığımız Av. İsmail Tuğrul Bey’e ve sürece özverili mutfak çalışmalarıyla büyük emek veren Mehmet Bulat ve Şenol Gezgiç Bey’lere de teşekkürü borç biliyorum.
Tasarruf finansman şirketleriyle ilgili kanun milletimize hayırlı olsun. Kanunu görmeden 27.12.2019 da vefat eden, sistemin kurucu babası Emin Üstün Bey’e de rahmet olsun, makamı Cennet olsun.
Yönetim, denetim ve kurumsallaşma konularında eğitim veya danışmanlık desteğine ihtiyacınız mı var?


